İkinci el otomobil pazarı dibi gördü, yaprak kıpırdamıyor

İkinci el otomobil pazarı belki de en zor dönemlerinden birini geçiriyor. Peki önümüzdeki süreçte bizleri neler bekliyor?

Hatırlarsınız, daha birkaç yıl öncesine kadar ikinci el araba piyasası adeta bir borsa gibiydi. Akşam internete koyulan araba sabahına satılır, galericiler araba yetiştiremez, fiyatlar ise her hafta yukarı doğru tırmanıp dururdu. Hatta öyle bir dönem yaşadık ki, araba eş dost arasında “yatırım aracı” olarak görülür, alan ertesi ay karla satardı. Ancak o günler artık çok geride kaldı dostlar. Şu sıralar ikinci el araç piyasasının kapısından içeri girdiğinizde sizi karşılayan tek bir şey var: Derin bir sessizlik ve tam anlamıyla bir durgunluk. Sektör temsilcilerinin, galericilerin ve sokaktaki vatandaşın ortak feryadı aynı: “Piyasada resmen yaprak kıpırdamıyor!”

Yaz sezonunun ortasına gelmiş olmamıza rağmen ikinci el otomobil pazarı o eski, hareketli, cıvıl cıvıl günlerini mumla arıyor. Normalde bu aylarda ne olurdu? Memlekete gidecek olanlar, tatile çıkacak aileler ya da düğün dernek telaşındaki vatandaşlar koşa koşa bütçesine uygun bir ikinci el araba bakardı. Pazarlarda el sıkışanlar, noterlerde kuyruğa girenler eksik olmazdı. Fakat bu sene haziran ayının sonuna gelmemize rağmen o bildiğimiz yaz hareketliliğinden eser yok. Galericiler akşama kadar dükkanın önünde çay içip müşteri bekliyor, internetteki ilanların süresi ise satılamadığı için sürekli yenileniyor. Peki ne oldu da o fırtına gibi esen ikinci el piyasası bu hale geldi? Gelin, hepimizi yakından ilgilendiren bu düğümün arkasındaki gerçek sebeplere bir bakalım.

ikinci el otomobil pazarı

“Param bankada dursun, araba alıp ne yapacağım?” mantığı

Bu durgunluğun en büyük ve en birinci sebebi, hepimizin malumu olan yüksek mevduat faizleri. Şu an cebinde nakit parası olan vatandaş, o parayı götürüp bir arabaya bağlamak yerine bankaya yatırmayı çok daha mantıklı buluyor. İnsanlar haklı olarak kendi kendilerine şu hesabı yapıyor: “Şimdi ben bu parayla araba alsam; bunun yıllık kaskosu var, sigortası var, bakımı var, akaryakıt masrafı var… Üstüne üstlük bir de kapının önünde durduk yere değer kaybedecek mi stresi var. En iyisi parayı bankaya koyayım, hiç kafam ağrımasın, her ay net getirime bakayım.” İşte bu bekle-gör politikası, piyasadaki sıcak nakit akışını bıçak gibi kesmiş durumda.

Tabii madalyonun bir de diğer yüzü var: Krediye ulaşmak! Cebinde nakit parası olmayıp da bankadan taşıt kredisi çekerek araba almak isteyen orta gelirli vatandaş için ise kapılar neredeyse tamamen duvar. Kredi faiz oranları o kadar yüksek ki, çekilecek üç kuruşluk kredinin geri ödemesi iki araba parasına denk geliyor. Üstelik bankalar kredi musluklarını iyice kısmış durumda; öyle kolay kolay kimseye onay çıkmıyor. Haliyle ne nakit parası olan piyasaya girmek istiyor, ne de paraya ihtiyacı olan krediye ulaşabiliyor. Sonuç? Tam bir kilitlenme!

Alıcı “daha da düşer mi?” diyor, satıcı nuh diyor peygamber demiyor

Şu an ikinci el piyasasında tam bir psikolojik savaş yaşanıyor desek yeridir. Alıcı taraftakiler, piyasanın bu durgunluğunu gördükçe “Nasılsa satamıyorlar, fiyatlar mecbur daha da aşağı gelecek, biraz daha bekleyeyim” düşüncesiyle ağırdan alıyor. Hatta bazı segmentlerde ilan fiyatlarında ufak tefek indirimler, pazarlıklarda ciddi esnemeler yapılsa bile alıcıyı ikna etmek kolay olmuyor. Şu an piyasada en rahat dönen, tabiricaizse “çeyrek altın” muamelesi gören araçlar genellikle 800 bin TL ile 1.2 milyon TL arasındaki Fiat Egea veya Renault Clio gibi az yakan, parçası ucuz, yürütme maliyeti düşük modeller. Ancak fiyat 1.5 milyon liranın üzerine çıktığı an, alıcı bulmak neredeyse imkansız hale geliyor.

Satıcılar, özellikle de arabasını yüksek fiyattan almış olan galericiler veya bireysel kullanıcılar ise “Zararına mal satmam” diyerek fiyatı belli bir seviyenin altına indirmemek için direniyor. Ancak bu direniş, aracın aylarca kapının önünde yatmasından başka bir işe yaramıyor. Ticaret Bakanlığı da piyasadaki bu fiyat dengesini korumak, spekülasyonların önüne geçmek için aldığı “6 ay ve 6 bin kilometre” kısıtlamasını yıl sonuna kadar uzattı. Bu da aslında piyasaya suni fiyat artışlarının artık kolay kolay yapılamayacağının bir sinyali oldu.

TeknolojiRotam yorumu

Sektörün içindeki uzmanların ve esnafın ikinci el otomobil pazarı için öngörüsü net: Bu tekerleğin yeniden dönmesi ve piyasaya can suyunun gelmesi için iki temel şart var. Birincisi, banka faiz oranlarının kademeli olarak aşağıya inmesi ve insanların parayı bankada tutmak yerine yeniden mala yatırmaya ikna olması. İkincisi ise krediye erişimin kolaylaşması. Bu şartlar sağlanmadığı sürece, ikinci el pazarında bir süre daha böyle derin bir “yaprak dökümü” izlemeye devam edeceğiz gibi görünüyor.

Netice itibarıyla dostlar; ikinci el otomobil pazarı için eğer şu sıralar acil bir araba ihtiyacınız varsa ve cebinizde nakit paranız hazırsa, aslında pazarlık gücünün tamamen alıcıda olduğu, “tok satıcı” döneminin kapandığı çok avantajlı bir dönemdeyiz. Satıcılar için ise durum tam tersi; “biraz daha bekleyeyim, nasılsa fiyatı artar” devri bitti. Bugünün piyasa gerçeklerini kabul edip fiyatı doğru belirleyen malını satabiliyor, gerisi ise sadece ilan sitelerinde gün sayıyor. Bakalım önümüzdeki aylar piyasaya beklenen o canlanmayı getirecek mi, yoksa tekerlekler bir süre daha boşa dönmeye devam mı edecek? Kazasız, belasız ve bol bereketli günler sizin olsun!

Trafik sorunu gittikçe büyüyor, trafiğe yeni katılan araç sayısı dudak uçuklattı

Check Also

Priz Arayışına Son: OnePlus N6x Devasa Batarya Kapasitesiyle Doğrulandı!

OnePlus N6x devasa 7.000 mAh bataryasıyla resmen doğrulandı! 2.5 güne varan pil ömrü sunan bu gerçek bir pil canavarı hakkındaki tüm detaylar Teknolojirotam'da.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir